Sille’nin son ustası direniyor: Çay parası için çarkı döndürüyoruz

Paylaş:
KONYA - Konya’nın tarihi Sille Mahallesi’nde yarım asrı deviren çömlek ustası Yaşar Bulut, artan maliyetler ve değişen üretim alışkanlıkları karşısında zanaatın can çekiştiğini belirterek, bugün “çay parasını çıkarma” derdine düştüklerini söyledi. 
 
Geleneksel üretim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte birçok meslek tarihe karışıyor. Kaybolmaya yüz tutan bu zanaatlardan biri de çömlekçilik. Konya’nın Selçuklu ilçesine bağlı Sille Mahallesi’nde 62 yıldır çömlek ustalığı yapan Yaşar Bulut da mesleğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Güveç, kahve fincanı, saksı, vazo, akvaryum malzemeleri ve dekoratif ürünler üreten Bulut, üretimin kalıplarla yapılmasına tepki göstererek, "Çarka girip gerçekten usta olmak isteyen yok. Bu iş atölyede, ustanın yanında öğrenilir" dedi.
 
62 YILLIK EMEK
 
12 yaşında bir arkadaşıyla birlikte çırak olarak başladığı çömlekçilik mesleğini 62 yıldır sürdüren Bulut, zanaata çocuk yaşlarda adım attığını söyledi. Okuldan sonra ustası Nemez Sarıkaya’nın yanına çırak olarak girdiğini belirten Bulut, "Aşağı yukarı 62 yıl oldu. 62 yıldır kendi işimi yapıyorum" diye konuştu.
 
ÇÖMLEĞİN YAPIM SÜRECİ
 
Çömlek yapımının oldukça meşakkatli bir iş olduğunu ifade eden Bulut, yapım sürecini şu sözlerle anlattı: "Eskiden Sille çevresindeki tarlalardan çıkarılan boz toprağı kullanıyorduk. Ancak bu alanların büyük bölümü zamanla yapılaşma nedeniyle ortadan kalktı. Bu yüzden bugün İzmir’in Menemen ilçesinden hazır çamur getirtiyoruz. Toprak atölyeye ulaştıktan sonra suyla yoğruluyor; içindeki taş ve yabancı maddeler ayıklanıyor. Uzun süre yoğrulan çamur, hava almaması için dinlendiriliyor ve ardından 'topaç' dediğimiz küçük yuvarlak parçalar haline getiriliyor. Hazırlanan çamur, çarkın tam ortasına güçlü bir darbeyle yapıştırılıyor ve elle şekillendirilmeye başlanıyor. Şekillendirme tamamlandıktan sonra ürün, tel yardımıyla çarktan kesilerek alınır ve kurumaya bırakılır. Kuruma süresi mevsime göre değişiyor; yaz aylarında bir günde kuruyan ürünlerin kuruması kışın 10 ila 15 günü bulabiliyor. Bu nedenle kış aylarında büyük parçalar üretmek oldukça zor. Tamamen kuruyan ürünler fırına diziliyor. Fırın bir gün boyunca yakılıyor, ardından yavaş yavaş soğumaya bırakılıyor. Son aşamada ise sırlama işlemi yapılarak üretim tamamlanıyor."
 
ARTAN MALİYETLER
 
Artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını ve giderlerin her geçen yıl arttığını, buna karşın ürünlerin satış fiyatlarının aynı oranda yükselmediğini söyleyen Bulut, "Bir ürünü 60 liraya veriyorsak bunun neredeyse yarısı maliyet. Geriye ustanın emeği kalmıyor. Yazın bin liraya pişirdiğimiz fırın maliyeti, kışın iki katına çıkıyor. Çok üretsek koyacak yerimiz olmuyor, kurutmamız mümkün değil. Bazen yalnızca çay parasını çıkarmak için geliyoruz" diye konuştu. 
 
‘BU MESLEĞE SAHİP ÇIKILMALI’
 
Üniversitelerde açılan seramik bölümlerinin zanaatın gerçek aktarımını sağlamadığını kaydeden Bulut, bu bölümlerde daha çok kalıp ve seri üretime dayalı bir anlayışın hakim olduğunu ifade etti. Meslekteki son nesil olduklarını vurgulayan Bulut, çalıştıracak veya mesleği öğretecek çırak bulamadıklarından yakındı. Üniversitelerin seramik bölümlerinden henüz tam manasıyla usta olan birini görmediğini belirterek, zanaatın yok olmaması için çekirdekten öğrenilmesi gerektiğini söyledi. Günümüzde teknolojinin ilerlediğini ve imkanların arttığını dile getiren Bulut, elektrikli fırınlar ve modern çarklarla bir binanın altında bile bu işin yürütülebileceğini ifade etti. Bulut, bu zanaata sahip çıkılması için işi gerçekten severek yapacak, atölye açarak geleneği sürdürecek birilerine ihtiyaç olduğunu ifade etti.